Kim İktidarda?
Eğer bir kanıta ihtiyacınız varsa, 13 Nisan'da Beyaz Saray'da yapılmış olan günlük corona virüs basın toplantısına bir bakın.

Hali hazırda on binlerce Amerikalının canına mal olmuş bir pandeminin ortasında, Amerika Birleşik Devletleri Başkanı ülkenin çıkarlarındansa, kendi çıkarı — iktidarını sürdürme — güdüsü ile aklını bozmuş durumda.

Eğer bir kanıta ihtiyacınız varsa, 13 Nisan’da Beyaz Saray’da yapılmış olan günlük corona virüs basın toplantısına bir bakın.

Podyuma doğru yürürken, Donald Trump, Washington Post ve New York Times gibi gazetelerde durumun ciddiyetini korkutucu bir şekilde ortaya koyan makalelere karşı olan sinirini gizleyemiyordu. Bu gazetelerin ön sayfalarında yer alan haberler için düzinelerce kaynağa başvurulmuş ve başkanın, pandemi ile mücadelede Ocak’ın sonlarından Mart’ın başlarına kadar uyarıları göz ardı ettiği aktarılıyordu.

Trump defalarca bu salgının bu denli büyük çapta ve kapsamda bir pandemiye dönüşeceğini kimsenin öngöremediğini tekrarlamıştı.

Ama bu haberlere göre, Amerikan hükümetindeki tıbbi uzmanlar 2019’un sonlarından Çin’in Wuhan şehrinde başgösteren bu solunum yolu hastalığının Amerika’da da kısa zamanda sorun yaratacağından güçlü şüphe duyduklarını ortaya koyuyordu. Alarm zillerini aylar öncesinden çalmışlardı. Aynı halk sağlık uzmanları ve hatta başkanın ticaret danışmanı gibi.

Onların söyledikleri sağır kulaklara düşmüştü — başkan, kendi yeniden seçim kampanyası ile meşgul olduğundan bunları duymamıştı. Mart ortalarına gelinceye kadar — ki bu arada salgının yayılmasını önlemek için tedbir alınmada çok kıymetli zaman boşa harcanmış ve borsa aşağı doğru bir ivme göstermeye başlamışken — Donald Trump harekete geçmeye başladı.

Trump — bir diğer adıyla “iktidardaki şovmen” — Beyaz Saray’daki COVID-19 basın toplantılarında birilerine övgü methiyeleri sıralıyor ve federal hükümetin bu görünmeyen düşmana karşı ne kadar harika bir iş çıkardığını anlatıyordu. Ve eğer ki problemler varsa — tıbbi malzemelerin ve test kitlerinin yetersizliği gibi mesela — o zaman, eyalet ve yerel bazdaki liderlerin hatasından ötürüydü.

Trump şovu başkanlığa ait yanlış açıklamaların, medyaya saldırının ve corona virüs ile mücadele için oluşturulan ekipteki doktorlardan birinin faydalı bir bilgi paylaştığı bir ritme büründü.

Ama sonra, 13’ünde, kontrolden çıktı.

Başkan, basın toplantısını tüm dünyaya bir seçim kampanyası reklamı gibi gelen kendi başarılarını ön plana çıkaran bir video gösterisi ile başlattı. Videoyu kimin hazırladığı sorulunca, Beyaz Saray’daki yardımcılarının yaptığını söyledi. Eğer öyleyse, Birleşik Devletler seçim hukukunun kamu personelinin böyle bir eylemin içinde yer almasını men eden maddesinin ihlaliydi.

Ağzını yeni açmıştı… ve henüz yeni başlıyordu.

Trump sonra Amerika’nın corona virüse karşı geç kalmış tedbirler almasının suçlusunun medya olduğunu söyledi — çünkü Beyaz Saray değil, gazeteciler bu tehdidi hafife almışlardı. Bu, Şubat sonlarında, bu hastalıkla ilgili “medya histeri modunda” diyen adamdan geliyordu.

Giderek daha da sinirli bir hale büründü. Söylemleri daha da kötüleşti.

Sonuçta, başkan — daha önce hükümetin bu pandemi ile mücadelede hata yaptığını kabullenmemişken — Amerika’da ki nihai karar vericinin kendisi olduğunu ve sadece kendisinin, ve ülkenin valilerinin değil, kendisinin eyaletlerde işlerin ne zaman normale döneceğine karar verebileceğini söyledi.

Tam olarak söylediği şuydu: “Biri, Amerika Birleşik Devletleri Başkanı ise, otorite mutlaktır. Ve olması gereken de budur. Mutlaktır… mutlak ve valiler de bunu biliyor.”

Tüm saygımla Sayın Başkan, bu bir yalan. Herhangi bir lise düzeyindeki Amerikan tarihi kitabını alın, okuyun. Bizimkisi bir federal sistemdir, ve merkezi hükümet eyaletlerle yetki paylaşır.

Hepsi, o çok saygıdeğer belgelerde — Amerikan Anayasasında — yazmaktadır. Okuyun, Sayın Başkan, vaktiniz olduğunda.

İsterseniz — böyle şeyleri okumak için çok sabrınızın olmadığını biliyoruz — Anayasaya yapılan 10uncu değişikliğe doğrudan gelin ve orada federal hükümetin mutlak yetkisinin olmadığını okuyacaksınız.

“Yetkiler Birleşik Devletlere Anayasa ile tayin edilmemiştir, ne de Eyaletlerden men edilmemiştir, Eyaletlere veya halka sırasıyla yetkilendirilmiştir.”

Başkan mutlak güce sahip olduğunu söylediğinde Trump’ın azil oturumlarında Cumhuriyetçi parti tarafından ifadeye çağrılan bizim DC’deki George Washington Universitesi hukuk profesörü Jonathan Turley de konuya dahil olanlar arasında oldu:

“Anayasa, tam da bu mevzu iddiayı reddetmek için yazıldı. Bir de federal hükümete vermediği yetkileri eyaletlere (ve bireylere) tanımak hedefiyle,” diyerek Turley tweet attı.

Basitce ifade etmek gerekirse: sistem, otoriterleşmeyi engelliyor.

Valiler, kendi eyaletlerindeki vatandaşların corona virüsle mücadelede acil önlemler alınırken ne zaman evde kalacaklarını veya kalmayacaklarını kararlaştırdılar. Ve halka bu sınırlamaların ne zaman son bulacağını bildirecek olanlar da yine eyalet valileri olacaktır.

Şimdiden, Amerika’nın iki yakasında — COVID-19 vakalarının daha çok biriktiği yerlerde — yerel bir grup vali birlikte uzun vadeli çözüm üretmek için işbirliği içinde çalışıyorlar. Kuzeydoğuda, New York, Pennsylvania, Delaware, Rhode Island, Connecticut ve New Jersey birlikte hareket ediyorlar. Batı kanadında da Kaliforniya, Oregon ve Washington eyaletleri var.

New York en fena etkilenen eyalet oldu ve Vali Andrew Cuomo, başkanla siyasi bir savaş içine girme arzusunun olmadığını söyledi. Ama gazetecilerin sorularını yanıtladığı bir anda Cuomo da tarihden bir ders verdi:

“Eyaletlerin federal hükümeti oluşturduğunu hatırlıyorsunuz, değil mi? Koloniler federal hükümeti oluşturdu, tersi değil,” dedi ve ekledi, “Bizim bir kralımız yok. Bizim bir başkanımız var.”

Donald Trump, eyaletteki ekonomik akışını normale döndürmesini emretse ne yapar? Cuomo, bu soruya da federal hükümetin altını çizdiği yetki kavramından yola çıkarak bu emre karşı çıkacağını ve gerekiyorsa başkanı dava edeceğini söyledi.

“Eğer bana halkın sağlığını hiçe sayma pahasına işleri normale döndürmemi emrederse, bunu yapmam,” dedi Cuomo.

Bu açıklama sonrası Trump Beyaz Saray’ında çok aşina olduğumuz bir senaryo gündeme kondu.

Hatalı olduğunu kabul etmek yerine başkan odağı değiştirdi.

Valilerle çalışacağını ve onların kendi eyaletlerinde hayatı normale geçirme planlarını hazırlamaları için “yetkilendireceğini” söyledi. Sonra da Dünya Sağlık Örgütü’ne sarmaya başladı — BM’in yan kuruluşu olan bu sağlık örgütünün salgın ilk başladığında Çin’e yeteri kadar baskı kurmadığını söyledi.    Trump, ölen Amerikalıların sorumluluğunu WHO’ya bağladı ve buraya giden tüm finansal katkıyı durdurduğunu açıkladı.

Evet, tam bir pandeminin ortasındayken Dünya Sağlık Örgütü’ne giden Amerikan parasını durdurdu.

Ve şunu da söylemek yerinde olacaktır, Amerikan başkanlık yarışında iki büyük gelişme oldu. İlki, Senatör Bernie Sanders, başkanlık yarışından çekildikten beş gün sonra Joe Biden’ı Demokratların başkan adayı olarak desteklediğini açıkladı. Bir gün sonra da Barack Obama, başkan olduğu sekiz yıl boyunca başkan yardımcısı görevini yürüten Joe Biden’a destek vermek için 12 dakikalık bir video paylaşarak aynısını yaptı

Normal bir seçim yılında, bu iki olayda gazetelerin ön sayfasında yer alacak ciddi haberler olurlardı.

Ama ne Amerika’da ne de dünyada normal bir hal var.

Corona virüs çağındayız.

Yorumlar

0 Yorum

Bir İçerik Gönder

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

error: Üzgünüz. Bu içerik kopyalanamaz!!

Pin It on Pinterest

Paylaş!

Bu içeriği istediğin mecrada kolayca paylaşabilirsin.