Erdoğan – Putin Zirvesi Öncesi
Recep Tayyip Erdoğan, bugün, Moskova'da, Vladimir Putin'le kritik bir görüşme gerçekleştirecek.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bugün, Moskova’da, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’le kritik bir görüşme gerçekleştirecek. Bahar Kalkanı operasyonunun süresi ve hedefi de bu görüşme sonrasında netleşmiş olacak. Umutlar, İdlib’teki tırmanışın soğutulması yönünde. Mevcut risk ise Türkiye’nin, Şam’daki rejimi devirmeye kalkışıp Rusya ve İran’la asalet savaşına girişmesi.

İdlib’teki işin, yüzyılın savaşını fitillemesi için ise mantıken bir gerekçe yok. Astana ve Soçi mutabakatları ile Türkiye, buradaki radikal güçleri sivil halktan ayrıştıracağına ve ağır silahları imha edeceğine söz vermişti. İdlib’i, yatay ve dikey çevreleyen M4 ve M5 karayolları boyunca çizilen hattın iç çemberinde Türkiye ve dış çemberinde Rusya 12’şer gözlem/gözetleme kuleleri kurdular.

Rusya, Türkiye’nin denetiminde olması gereken alandan Suriye’deki askeri üsleri Hmeymim’e saldırı düzenlendiğinden şikayet etmeye başladı. Zıtlaşıldı. 2 Şubat’tan itibaren de Erdoğan hükümeti İdlib’e – hava sahasından koruma olmaksızın – karadan asker yığmaya başladı.

Moskova’da, diplomasi, yaratıcı bir formül bulabilirse her iki taraf da kendince kazançlı çıkmayı başarabilecek. Putin, Erdoğan’ı, mahcup etmek istemiyor gibi duruyor ama Ankara’da yorumlandığı gibi Putin’in Esad’dan veya Suriye’den vazgeçmesi de söz konusu değil. Liderlerin ve diplomatların önünde çoklu bir denklem var.

Rusya – Türkiye ilişkilerinde, silah ve enerji anlaşmaları hızla gözden çıkartılabilecek nitelikte değil. Bugün için asıl sorun ise Erdoğan hükümetlerinin ‘stratejik’ vizyon diye ortaya koydukları projelerin isabetsiz çıkması. Meclis’teki dünkü kavganın altında da bu yatıyor. Muhalefet, alternatif bir siyaset üretemese de gidişattan rahatsızlık duyduğunu ifade ediyor.

İktidar, hazır memleketin aldığı askeri ve ekonomik risk tavan yapmışken herkes tekil düşünsün ve tekil konuşsun istiyor. Demokrasilerde, bu, mümkün değil.

İdlib’te ölen askerlerimizin ardından kamuoyu önüne ilk çıktığında Erdoğan, Gezi olaylarını ve 15 Temmuz’u gündeme taşıdı. Herkesin, İdlib’te olanlarla bu olaylar arasında bağlantı kuramadığı ise aşikar. Erdoğan’ın dün grup toplantısında yaptığı konuşmada da kullandığı dil sertti, ithamkar ve suçlayıcıydı. CHP Grup Başkanvekili Engin Özkoç da aynı kelimelerle sert bir karşılık verdi. İktidar milletvekillerinin hoşuna gitmedi, fiziksel şiddetle karşılık verdiler. Özkoç’a karşı hukuki süreç de jet hızıyla başlatıldı.

Dışardan bir gözlemci olarak baktığınızda ise iktidarın ya yönetemediği ya da toplumu ayrıştırmayı seçtiği bir fotoğraf çıkıyor. İktidar politikaları, partiyi ve ülkeyi yalnızlaştırıyor; agresif ve tehlikeli bir posta büründürüyor. İçinde yaşadığımız coğrafya da mayınlı arazi; daha fazla hesap hatasını kaldıramayacak gibi duruyor…

İktidar, muhalefeti ile kavgalı, muhalefetine oy veren vatandaşına kızgın… Amerika ile; NATO ile; AB ile pek iç açıcı bir ilişkisi yok. Rusya ve İran ile bu aralar bulanık bir halde. Arap dünyası bir zamanlar vardı, Filistinliler bile bugün Suriye politikasını desteklemiyor.

Güzelim ülke sanki cihatçıların hamisi gibi duruyor… Putin, İdlib’teki cihatçıların sayısını 30bin olarak verirken; Erdoğan, 40 ile 60bin arası olduğunu ileri sürdü. Birkaç bininin Libya’ya gönderildiği kabul edilse dahi, geri kalanın ne olacağına dair koca bir soru işareti hakim. Putin, İdlib’teki açmaz sonlanınca buradaki cihatçıların kendi ülkesini hedef almasından endişe duyuyor; bu risk oluşmadan, terörle mücadelenin en karanlık formülünü uygulamak istiyor. Erdoğan da benzeri endişeyi yaşıyor ama Putin’in yapmak istediğini yapmasına ikna olamıyor.

Suriye’de savaş başlayalı ülkemize sığınan misafir Suriyeliler için 40 milyar dolar harcandığını söyleyen Erdoğan, gerekirse bir o kadar daha harcamaya hazır olduğunu ifade ediyor. Diğer taraftan da 27 Şubat İdlib’te askerlerimize yapılan saldırı sonrası ilk verdiği karar Avrupa’ya açılan sınır kapılarını açmak oldu. Bir çok mülteci riskli ve insaniyetten uzak bir yolculuğa çıktı. Stratejik derinlik diye çıkılan yolda, karaya oturuldu.

Moskova’da bugün her ne olacaksa dileyelim hem Suriye’de hem de iç kamuoyunda tansiyonu düşürsün. Yoksa kabahatli çocukların özrünü örtmek için daha da mızıkçılık yaptığı bir psikolojiye bürünürsek, tadımız hepten kaçacak.

error: Üzgünüz. Bu içerik kopyalanamaz!!

Pin It on Pinterest

Paylaş!

Bu içeriği istediğin mecrada kolayca paylaşabilirsin.