Ayasofya, Böldü
İktidar ve taraftarları, Ayasofya dahil alınan her kararda herkesin kendilerini onaylamasını; farklı düşünenlerin ise vatan sevgisi başta olmak üzere tüm değerlerine karşı saldırgan tutum takınmalarının kendilerince makul olduğunu sergiliyorlar. Bu, sağlıklı bir yaklaşım değildir.

İktidarın, kendi tabanı olmayan kitleyi ikna etmeye çalıştığı veya dayattığı bir iddiası var. Biz ne yaparsak, doğru yaparız diyorlar. Siyasi güç de sınırsız ve denetimsiz bir şekilde iktidarın elinde olunca, bu iktidara gönül veren kitle de bu güce sırtını yaslayarak iktidarın her yaptığını adeta kutsal olarak kabul edip, bu kanaate kendini teslim etmiş gibi duruyor.

Muhalif kesim de hiç yerine konmaktan; sanki hiç doğru düşündüğü, doğru bildiği bir şey yokmuş gibi davranılmaktan yılmış durumda — sürekli tepki sarmalında. Kendilerini temsil edecek siyasi muhalefetin çapsızlığından duydukları yılgınlıkla da bütünleşince bu ruh halleri, tepkisel yaklaşımları katlanıyor.

İktidar kanadı, canları çıkasıcalar edasıyla muhalif kesimin istediği gibi bir memleketin zaten ne bugün ne de yarın artık mümkün olmayacağını adeta bangır bangır bağırıyor. Herkesin birbirine laf yetiştirme yarışından, kimsenin olanı anlamaya; olanı sorgulamaya ihtiyacı yokmuş gibi duruyor.

Halbuki bu popüler sürümdeki nefret, ülke çıkarını gözetmekle alakası olmayan; benden değilsen, insan olsan kaç yazara kadar varan insaniyet dışı çok uç noktalara kadar kayabilen ürkütücü bir tabloyu gözler önüne sermeye başladı. Bu hal, başlı başına bir milli güvenlik sorunu ve bunu hal yoluna koymanın ilk adımı da bir an önce popülist siyasetten vazgeçmek ve siyasetçilerin ayrıştıran hitabetlerine son vermeleri. 

İletişememek, kendi görüşünden olmayanların düşüncelerine ve anlatacaklarına kapalı olmak öyle basit bir sorunsal değil. Geçimsizliğimizin ve haliyle de milli bütünlüğümüzün yok edilişinin yol haritası tam da bu halimizde gizli.

İktidar, muhalefeti, istediği kadar yersin; bu gidiş gidiş değil. Özgüven kararında olunca şifa; ayarı kaçınca ise başa derttir. Ve derdimiz var. İç politikada ayrı bir dert, dış politikada başka bir dert derken topyekun dertli olduk çıktık.

Biz mağduruz, Onlar alıngan

İktidar, Ayasofya cami olarak açıldı açılalı muhalif kesimi alıngan olmakla suçluyor. Alınganlıktan da art niyetlilik çıkıyor. Diyorlar ki Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş elinde kılıç ile Ayasofya’daki ilk Cuma namazı hutbesinde Cumhuriyet’in kurucu babası Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e beddua etmedi; Anıtkabir’in tam da o gün dezenfekte ediliyor olması koca bir tesadüftü. Muhalif kesim, hadsizlik yapıyor; bu güzel günü lekeliyor.

Agah Aydın gibi psikiyatristlerin belki daha isabetli yorumlayacakları bir psikolojik ve sözel şiddet durumu bu. Özellikle muhalif kanatta kalan sıradan vatandaşların akıl sağlıklarını korumaları için dikkatli olmaları gereken bir durum.

Laf yetiştirmek, siyaset yapmak demek değildir. Ayrıştırarak, kamplaştırılarak yapılan siyaset de birleştirici değildir. Hem ayrıştırma üzerine siyaset yapıp, hem de herkesin yapılanı tasvip etmesini beklemek ise tabiat kanununa aykırı bir durumdur. Eğer ki gerçekten birleştirici olunmak isteniyorduysa, Erbaş dahil herkesin söylemlerini bu şekilde hazırlamaları gerekirdi. Ama kılıç başta, konu siyasi şova dönüşünce; hedef kitle birlik değil, bizden olanlara odaklandı.

Durum bundan ibarettir.

Yorumlar

0 Yorum

Bir İçerik Gönder

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

error: Üzgünüz. Bu içerik kopyalanamaz!!

Pin It on Pinterest

Paylaş!

Bu içeriği istediğin mecrada kolayca paylaşabilirsin.